Mstislav Rostropoviç'in viyolonsel tarihindeki yeri, yalnızca icracılığından değil, repertuvarı genişletme biçiminden gelir.
Yirminci yüzyılın önde gelen bestecilerinin viyolonsel eserlerinin önemli bir bölümü, doğrudan onun için yazılmış ya da onunla çalışılarak biçimlenmiştir. Bu, çalgının literatürünü bir kuşak içinde belirgin biçimde büyütmüştür.
Bu çalışma biçiminin üç sonucu vardır.
Birincisi teknik sınırların genişlemesidir. Besteciler, icracının neyi yapabileceğini bilerek yazdıklarında, daha önce denenmemiş yazı biçimleri ortaya çıkar.
İkincisi çalgıya özgü yazıdır. Bestecinin viyolonseli yakından tanıması, çalgının doğal olanaklarını kullanan bir yazı üretir; zorluk keyfi değil anlamlı hale gelir.
Üçüncüsü icra geleneğidir. Eserin ilk icracısıyla birlikte oluşan yorum kararları, sonraki kuşaklar için bir başlangıç noktası olur.
İcra üslubu açısından belirgin özellik, geniş ses üretimi ve doğrudan bir anlatımdır.
Kursiyer için buradan çıkan fikir şudur: repertuvar sabit bir liste değil, büyümeye devam eden bir alandır.
Derslerimizde yirminci yüzyıl ve çağdaş repertuvar, program içinde düzenli yer alır.