Edward Elgar'ın mi minör viyolonsel konçertosu, teknik gösteriden çok anlatıya dayanan bir eserdir.
Eserin birinci özelliği açılıştır: solo viyolonselin tek başına çaldığı ağır akorlar, konçertoyu bir beyanla başlatır. Bu giriş, orkestrayı beklemeden doğrudan söze girer.
İkinci özellik dokunun seyrekliğidir. Elgar burada kalabalık bir orkestra dokusu kurmaz; solo çoğu zaman ince bir eşlik üzerinde durur. Bu, icracıya ses dengesi konusunda alan açar ama aynı zamanda her notayı görünür kılar.
Üçüncü özellik tempo esnekliğidir. Eser, yazılı temponun içinde sürekli esneyen bir zaman anlayışı ister; katı bir metronom okuması eseri düzleştirir.
Dördüncü özellik dördüncü bölümün geri dönüşüdür: kapanışa yaklaşırken açılış malzemesinin yeniden belirmesi, esere döngüsel bir bütünlük verir.
Kursiyer için bu eser, sadelikle anlatı arasındaki ilişkiyi gösteren bir örnektir; teknik olarak Dvořák kadar talepkar olmasa da müzikal olgunluk ister.
Derslerimizde bu tür eserler, kursiyerin cümleleme ve ton dağarcığı geliştikçe ele alınır.